T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi

Varlık Dergisi Sayı 734 - Yıl 1969 Antoloji Sayfamız Ölümünün 6.Yıldönümünde

ANTOLOJİ SAYFAMIZ

ÖLÜMÜNÜN 6.YILDÖNÜMÜNDE
AHMET HAMDİ TANPINAR
SABAHA KARŞI

Bir kadın başı duvarda
Uzanmış süzüyor beni,
Ve gülünç kuşlar dallarda
Kapıyor kirpiklerini

Eriyen parmaklarımda
Mumyalanıyor aydınlık
Sesler çınlıyor alnımda
Hâfıza gibi dağınık.

Yüzler asılı dallarda
Küçük, sıska, kandil yüzler,
Onlar ağlıyor kemanda
Ve üzüntü dolu gözler.

Bir kadın başı duvardan
Uzanmış gülüyor bana.
Gülüyor ta uzaklardan
Sabahın boş aynasına.

                                            

BİR GÜL TAZELİĞİ

Bir gül tazeliği için her an
Fildişi köpükten ve parıltıdan
Mahmur, uğultulu yaz sabahları,
O üstüste rüya, cenup rüzgârı.
Ürkek dalgaların omuzlarında
Tül tül dağılanlar, sırrı havada
Bu cümbüş, bu bahar... Çılgın öpüşler
Mercan kadehleri gizli gülüşler...
Kaç akşam seyrettim bu sahilde ben
Bulutların solgun menekşesinden
Kaç güneş çırpındı kanlar içinde.
Yosun bahçelerin uzak vehlinde;
Sesler erişilmez ufuklar gibi
İmkânsız sularda tutuşan gemi,
Uçan güvercinler avucumuzdan
Ayrılmıyan kader başucumuzdan.

Tanpınar

BAŞKA BİR YILDIZDA

Bu ümitsiz bir biçare
Şahitleri ömrümüzün.
Bu aynanın sularında
Kaç kere yıkandı yüzün.

Bu lâmba ve hülyamıza
Yabancı binlerce uyku;
Bir demir pençeydi sanki
İçimde eski korku…

Ve bir de değişen yüzün
Arzunun uzaklarında,
O çılgın bitiş, kayboluş
Göğsünde ve kollarında.

Düğümlenen nefesinden
Sarmaşıklar, derin güller
Arasında beni çekerek
Doğup ölen güvercinler.

Ve açık pencerelerden
Mavi gökle giren rüzgâr
Düşmüş melek oynumuza
Uzanan yemyeşil dallar…

Kim bilir hangi yıldızın
Kısır çöllerinde şimdi,
Beyhude hatırlıyoruz
Bu hiç olmamış şeyleri…

                            ★

GEZİNTİ

İkiz hayaletler gibi yürüdük
Puslu aydınlıkta o bahar günü
Gece, bir tepeden seyrettik, büyük
Yıldızların suya döküldüğünü.

Ülker, demirboğa, altınkelepçe
Tılsımlı gülleri gök bahçesinin,
Bir bir açıldılar... Ve ıssız gece
Suda tekrarlandı, İlhamlı, engin,

Bir âlem kurulur gibi yeniden
Baştan başa hayâl, düşünce, rüya,
Billûr bir kadehe benziyordun sen
Uzanan yüzünle bu parıltıya!

                              ★

RIHTIMDA UYUYAN GEMİ

Rıhtımda uyuyan gemi
Hatırladın mı engini,
Sert dalgaları, yosunu.
Suların uğultusunu…
N'olur bir sabah saati
Çağırsa bizi sonsuzluk,
Birden demir alsa gemi
Başlasa güzel yolculuk.

Yırtılan yelkenler gibi
Enginle başbaşa kalsak
Ve bir şafak serinliği
İçinde uykuya dalsak.

Rıhtımda uyuyan gemi
Hatırladın mı engini
Gidip de gelmeyenleri
Beyhude bekleyenleri...
                             ★

HER ŞEY YERLİ YERİNDE

Her şey yerli yerinde; havuz başında servi
Bir dolap gıcırdıyor uzaklarda durmadan.
Eşya aksetmiş gibi tılsımlı bir uykudan,
Sarmaşıklar ve böcek sesleri sarmış evi.

Her şey yeril yerinde; masa, sürahi, bardak.
Serpilen aydınlıkta dalların arasından
Büyülenmiş bir ceylan gibi bakıyor zaman
Sessizlik dökülüyor bir yerde yaprak yaprak.

Biliyorum gölgede senin uyuduğunu —
Bir deniz mağarası kadar kuytu ve serin
Hazların âleminde yumulmuş kirpiklerin
Yüzünde bir tebessüm bu ağır öğle sonu.

Belki rüyalarındır bu taze açılmış güller,
Bu yumuşak aydınlık dalların tepesinde,
Bitmeyen aşk türküsü kumruların sesinde,
Rüyası ömrümüzün çünkü eşyaya siner.

Her şey yeril yerinde, bir dolap uzaklarda
Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan.
Bir şeyler hatırlıyor belki maceramızdan
Kuru güz yaprakları uçuşuyor rüzgârda.